Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı
Elindeyse gelde sıyır beyazdan beyazı
NFK
Satır aralarına bıraktım seni
Karanlık gecelerin yalnızlığına
Asıl şimdi gelmelisin
Gelmelisin sıcacık tebessümünle
Ve simsiyah gözlerinle derin
Mavi bir okyanus gibi serin
Gelmelisin yalnızlığıma
Sen beni hep böyle mutsuz mu sandın
Gördüğümden günden beri
neşemi yüzümden aldın
Nasıl inandım sana nasılda kandım
Beni sen hep böyle yarım yaralı bıraktın
Bitimli beni
Bitimsiz bir aşka müptela yaptın
Vazgeçtiğim bir sabahtı
Uykumun senden kaçtığı
Geçti kalbimin ağrısı
Aşkın başıma bela açtı
Tövbesiz bir günahtı
Kalmamış halimin mecali
Sensizliğe uzanan bir ahhtı
Kanımı dökmeden öldürür beni
Gülüşün kurşunsuz bir silahtı
Kuşlar yüzünden düştüm
Sanki ben
Gökyüzünden
Yıkıldı içimde zaman
Hava bozdu tozduman
Kırıldı dinlediğim keman
Aşk yandı kül oldu
Mecnun yandı kul oldu
Bitmedi sana olan sevdam
"Dünyada bir tek insana inanmıştım. o kadar inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. ona kızgın değildim. ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. ama bir kere kırılmıştım. hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi. sonra, aradan seneler geçtiği halde, nasıl hâlâ ona bağlı olduğumu gördükçe, ruhumda daha büyük bir infial duyuyordum." Sabahattin Ali “ Kürk Mantolu Madonna”
Bir yanılgı içinde
Yoruldu ruhum, yoruldu ömrüm
İki seçenek arasında
Yaşadım yaşadım durdum
Bir ışıktım karanlığa koşan
Kaç defa yanıp kaç defa söndüm
Gecenin tavan arasında
Gözlerim çocuk bakışlı hala
Gidenin ardı sıra
Kelimeler yabancı
Kelimeler uzak bana
Uzat ellerini arasıra arasıra
Payımı aldım bu sevdadan
Yarın diye bişey
Diye bişey yok
Bir boşluktayım
Kaldım ortasında
Yıldızlarım düküldü sahiden
Omuzlarım ağaç kabuğu
Taşımaktan boynunda günahını
Umudum gömülmekten topraklı
Neye uzatsam ellerimi merhametli
Kirlendi beyazı mavisi yüzümün
Koynunda nefti karanlığın
Artık bana gelme beklemeyeceğim
Beklesende gelmeyeceğim
Sana son bişey söyleyeceğim
Son bişey
Yokluğuna alışmak
Soğuk bir gecenin ayazında
Ateşin başında
dışarıda kalmak
Ve üşüyerek beklemek gelmeyecek birini
Ellerin soğuk kesiği kaskatı
Karanlıkta üstelik
Bilinmez bir şekilde ürkek
Ve heyecanına yenik titrek
Hiç geçmeyen bir özleme tahammül etmek
Gökyüzünden perde perde geçerken bulutlar
Yıldızlar yanıp yanıp sönerken
Yarım kalmış bir aşk/bir şiir kadar acınası…
Arayıpta bulamamak ne acıdır,
Yahut onu kaybedip çaresiz kalmak..
Ama en ağırı ne biliyor musun?
Sen onun yanındayken
O aslında hiç senin yanında olmamıştır
Bunu farkedince insan
Ne vakit o vakit oluyor
Ne de insan aynı insan..
Aradan bir aşk yılı geçmiş
Tüm dertler iliklenip kanatlara dikilmiş
Ve gözlere pembe bir perde çekilmiş
Uçtuğunu sanırsın
Ama hep aynı yerdesindir..
Gün gelipte perde inince zavallı bir yoksunluk çöküyor gözlerinin dibine
Bütün mavilikler siyaha bürünüyor
Ve sen kirleniyorsun.
işte o zaman ne tuttuğun güvercin beyaz
Ne de soluduğun hava berrak..
Aşk girdiği kalbin şeklini alırdı her zaman
Bunu seninle öğrendim
Doyurucuydu ve sıcaktı
Seni diğerlerinden farklı kılan
Ve beni savunmasız bir kuş misali
Ölümlerden ölüme salan..
Ama güneş gidipte
Gece inince
Tarifsiz bir sızı işledi sol yanıma
Birden yok olup giden gülüşün
Dikenli bir ip dayadı boğazıma
Seni sustum,
Karanlık gecede, kör pusuda..
Ve ne yazık
Bunca yaşanmışlık ardında gördüğüm
Aşk dediğim şey
Ellerinle boğazıma geçirdiğin bir kör düğüm..
ince bir veda havası sarıyor dört yanımı
Sen umursamıyorsun..
Ölüm diyorum ölüm,
Dayandı kapıma
Bilmiyorsun..
Makyajı akıyor farkının, herkesleşiyorsun.. Özdemir Asaf
görünmez camlara mı çarptım
dalgınlığın aynasında o akşamEy Sevgili! Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi, taşıyabilir miydin acaba bendeki seni?{Şems-i Tebrizi}
Masum bir çocuk kalbiyle
Sevdim seni
Bir kelebeğin arkasından
Merakla neşeyle koşan
Bir ağacın dalındaki
Serçenin şarkısına ıslıkla eşlik eden
Gökyüzündeki güneşin ayın
Kendisini takip ettiğini sanan
Kendinden küçüklerle karşılaşınca
Ona olanca merhametiyle dokunan
Ve hayretle koşan ve duran bir çocuk
İçinde sen unutulmuş bir kalple yaşıyorum
Hevesi hiç bitmeyen
Özlemi hiç eksilmeyen
Masum bir çocuk kalbi gibi
NECİP FAZIL KISAKÜREKd