13 Şubat 2013 Çarşamba

Yosunlu İskele

Yosunlu iskele mi ne? bütün gözlerin
Küstah fırçaların çizdiği portrelerde
Böyle sabaha dek uykusuz beklediğin
ölmeye yeminli bu kızıl nöbetlerde
Hala üzerinden atamadığın
Bu kominist tedirginliğin
Gözlerindeki keskin kıvılcımlar
her çığlığın sustuğu
içindeki o uçurumlar
öylesine karanlık...

Yosunlu iskele mi ne? bütün gözlerin
Haliçe inen gemiler gibi ağırdır inan
Çünkü ulan;
Sende bana yeminliylen
Bu suskunluk neden?

 

7 Şubat 2013 Perşembe

Nar Çiçeği


Bebekler tanıdım
Ayışığına karşı doğan
Ve güneşe erken tutulan bebekler
Narçiçeği olurlardı yağmurda
Islak ve dinç kokarlardı
Yorulmamış göz uçlarıyla…
Hepsi birden endişe toplardı
Emerlerdi hayatı gelen her günden
Tuttukları minik avuçlarıyla…
Seni de böyle tanıdım!
Yıldız gibi akıyordun bir boşluğa
Alev almış saçlarına tutundum
Ağlayan gözlerimin ucuyla
Bileğime perçinli parmaklarım
Tebessümün saklanmış avucumda
Üst üste yıkılmadan az önce
Hani merhaba ile gönderdiğin…

 

27 Ocak 2013 Pazar

Kalbimin Dili...

Kalbim diyorum
Neden böyle çarpıyorsun onu görünce
Sus diyor
Ritmimi bozma onu seyreyle sadece

Eylül ve Yağmur

Yağmur,
Kadıköy rıhtımından denize sağılan gözyaşı.
Yıldızlar söndüğünde,
Eylül'ün kadim yoldaşı...
Adınları ikişer sayılan
Korkuya bıçak gibi çekilen
Haydarpaşa garında yahut
Elleri kınalı,
Yanakları onyedisinde
Beyoğlunda saçlarını savuran
Şuh bir kadındır yahut
Bir de Eylül varsa dışarıda
Bir kaç uykusuzluk
Kefensiz girilen mezar gözleri...
Gece düşünde kebair günah
Dahası
Topraktan ve sudan bahane
Sonrası yağmurun getirdiği ölüm olacak,
Geleceksin değil mi?