27 Temmuz 2012 Cuma
26 Temmuz 2012 Perşembe
Şair Baki
N’olakim nefy-i ebed azm-i bülend olunsa ey Bâkî,
Bilesin ki cihân mülkü değil Süleymân’a bâkî,
Şâhâ azminde isbât-ı tehevvür eyledin ammâ,
Buna fânî dünyâ derler; ne sen bâkî, ne ben bâkî!
Son Akşam Yemeği
İsa’nın çarmıha gerilmeden önce havarileriyle beraber son akşam yemeğinde “içinizden biri bana ihanet edecek” dediği sahneyi betimletmek isteyen kilise Rönesans dönemi sanatkârı olan Leonardo Da Vinci ile anlaşır. Da Vinci İsa’nın yüzündeki nuru, aydınlığı ve inancı temsilen bir çehre aramaya başlar. Çok geçmeden aradığı o nurani simayı bulmuş ve atölyesine davet etmiştir. Modellik yapmayı kabul eden müzisyen genç son akşam yemeğinde İsa’nın yüzü olarak betimlenmiştir. Sıra İsa’ya ihanet edecek olan Yehuda’nın çehresindeki kötülüğün temsili için model aramaya geldiğinde Da Vinci kendisinde dehşet uyandıracak bir sima arar. Aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen bu sima ile henüz karşılaşmamıştır. Kilise ise siparişin bir an evvel bitirilmesini ve sergilenmesini talep etmektedir. Da Vinci sokakta rastladığı bir dilenciye para vermek için eğildiğinde karşılaştığı simanın etkisiyle hızla yukarı doğru ürperti ve dehşetle kalkmaya çalıştığı anda kötülüğün çehresine baktığını düşünerek ona modellik ve bol ücret teklifinde bulunur. Dilenci kabul eder ve atölyede çalışmaya başladıklarında resme bakan dilenci ben daha önce bu resmi görmüştüm, bakın işte şuradaki kişi benim der. Ve böylece resim tamamlanır. “iyinin ve kötünün yüzü aynıdır. Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır.”
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Kapılar
saçlarını tararsın aynada
kimbilir ne içindir
perdeler hafif aralık bırakılmış,
huzursuz rüzgar içindir
beni bu mevsimde bekleme
sancısı tutmuş çocuklar içindir
kapılardan çekip gidişim...
kimbilir ne içindir
perdeler hafif aralık bırakılmış,
huzursuz rüzgar içindir
beni bu mevsimde bekleme
sancısı tutmuş çocuklar içindir
kapılardan çekip gidişim...
24 Temmuz 2012 Salı
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
