Gecenin ayazı, çatısız aşiyanları sıvazlayıp geçince bir ürpertidir başlar can kafeslerinde. Bilirler ki; mevsim sonbahara dönmüş, rüzgar yuvalardan büyük büyük parçalar sökmeye başlamış gündüz ve gece tekinsiz bir hal almış ve vakit gelmiştir göçmen kuşlar için. Şafakla beraber başlarlar kanat çırpmaya.
Bilirim bu hali, zorunlu veya gönüllü olsun hiç fark etmez bir endişe kabarır ve tekrar tekrar vurur poyraz gibi ,içlerindeki ummanın sahillerine. Bir şeyleri varsa onları alıp yanına, yoksa umudu takıp yarına. Bu yolculuğun rotası karşılaştıkları irili ufaklı kuş kümeleri ile birleştikten sonra yek vücut halinde verdikleri karara göre belirlenecektir. Bazıları ilk kez çıkmıştır bu yolculuğa bazıları ise son kez aynı amaç için kanat vururlar güneşin aydınlığına. Bilirler ki kanatlarından yayılan enerji azaldıkça hedefe biraz daha yaklaşmışlardır.
Her kanat vuruşta geride bırakılanlar tane tane dökülür hafifler yürekler. Mola yerlerinden bir daha havalanamamış yitip gitmiş onca yoldaş anılarda kalmış ve yüksek zirvelerin yamaçlarında toplanmış Tümülüs bulutlarının arasından sarı sıcak bir iklim tebessüm ederken kanatlarının altında toplanmış damlacıklar tatlı bir serinliğe bırakmıştır kendini. Bu yorgunluğun tadına ulaşmak için çırptığın kanat attığın nabız doldurmaz içindeki boşluğu. Kanatlarının altına sıcak havayı doldurup gökyüzünde süzülürken bir “asi ve mavi” son bakış takılır gözlerine.
Ne çok benzer göçmen kuşların hikayesi insanın hayatım dediği güncesine. Aynı hayat izlerinin bir iz düşümüdür sanki gökyüzünden yeryüzüne. Şiir defterime “aynı acıları içmiş göz bebeklerimiz seninle” yazalı daha dün gibi. Bir nazenin yaprak gibi rüzgara tutulmuş ve kaybolmuş hayatlar. Yüreğimde ağırlık oluşturan her hatıranın uyanışı bana yeni bir sancı katarken güneşin an be an benim için batışına nice canlar için ise doğuşuna şahit oluyorum. Bu yorgun cümleler rotatiflerde manşete taşınmak için değil ağırlığını taşıyamayan bir yüreğin yükünü hafifletmek için parmak uçlarının marifetiyle sayfalara çarptığı ve ayışığına tuttuğu dalgalardır. Gündüz güneşe geceleyin ise aya ve yıldızlara göre yönlerini tayin eden bu kuşlar ölümü göze alarak başladıkları yolculuğu gökyüzünde izlenesi görüntüler ve okunası kompozisyonlarla tamamlar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder