Ben adem; haddimi öğretti rabbim
ve secde ile başladım ilkin, sonra isimlerin yüzlerini kazıdım kafatasımdaki
kördüğümün sırrına… Kâinatın hangi galaksisinden düştüm bu sürgün coğrafyaya
bilmem. Bildiğim fıtrat nakşına karşı işlediğim suçtur! Asıl faili benliğime
nakşedilmiş ruh-u meçhuldür.
Eva suç ortağı yazılsa da kudret kaleminden dökülen mürekkep
şahittir ki, göğüs kafesime hızla yüklenen bir kuş fark ettim ilk önce… Göğüs
kafesimdeki kuşun sadece rabbinin yüz çevirmesinden korkarak “vahde-hu” nidalarıyla sabır
salıncağında ötüşünü duyabiliyorum hala…
Ben-i adem zamanında, Epigrafların elinde çözülmez bir sırlı
tablete dönüştüm ilkin, arkeologların elinde “öz
ağzımdan kustum kafatasımı”...Çirkin bir yaratık olduğum konusunda
hemfikirlerdi üstelik…
Bilgisayar destekli yüz naklini
bulan o bilişimci ve toplum bilimci genç ve iyi kalpli kız, bana ilk yüz naklini
yapana kadar…Sonra herkes kendi maskesini denemeye karar verdi benim
kafatasımda…
Elbette herkes terk edip gidecek bir gün, yıldızlar bir bir
dökülmeye başladığında, gecenin ve gündüzün rengi karıştığında ben şahadet
ederim ki şah damarımdan daha yakınımdadır rabbim kıyam vakti yaklaştığında ve
her daim göğüs kafesimdeki kuşun “vahde-hu” nidalarıyla sabır örsüne
sabırsızca vurduğunu duyabiliyorum hala… ben adem yani insan, her tabiat olayına
hazırladım kendimi bu yüzden…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder