25 Haziran 2012 Pazartesi

Tabletler...

 
Ben adem; haddimi öğretti rabbim ve secde ile başladım ilkin, sonra isimlerin yüzlerini kazıdım kafatasımdaki kördüğümün sırrına… Kâinatın hangi galaksisinden düştüm bu sürgün coğrafyaya bilmem. Bildiğim fıtrat nakşına karşı işlediğim suçtur! Asıl faili benliğime nakşedilmiş ruh-u meçhuldür.

Eva suç ortağı yazılsa da kudret kaleminden dökülen mürekkep şahittir ki, göğüs kafesime hızla yüklenen bir kuş fark ettim ilk önce… Göğüs kafesimdeki kuşun sadece rabbinin yüz çevirmesinden korkarak “vahde-hu” nidalarıyla sabır salıncağında ötüşünü duyabiliyorum hala…

Ben-i adem zamanında, Epigrafların elinde çözülmez bir sırlı tablete dönüştüm ilkin, arkeologların elinde “öz ağzımdan kustum kafatasımı”...Çirkin bir yaratık olduğum konusunda hemfikirlerdi üstelik…

Bilgisayar destekli yüz naklini bulan o bilişimci ve toplum bilimci genç ve iyi kalpli kız, bana ilk yüz naklini yapana kadar…Sonra herkes kendi maskesini denemeye karar verdi benim kafatasımda…
Elbette herkes terk edip gidecek bir gün, yıldızlar bir bir dökülmeye başladığında, gecenin ve gündüzün rengi karıştığında ben şahadet ederim ki şah damarımdan daha yakınımdadır rabbim kıyam vakti yaklaştığında ve her daim göğüs kafesimdeki kuşun “vahde-hu” nidalarıyla sabır örsüne sabırsızca vurduğunu duyabiliyorum hala… ben adem yani insan, her tabiat olayına hazırladım kendimi bu yüzden…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder